Sarıidris: Tarımın, El Sanatlarının ve Doğanın Kucaklaştığı Kasaba
Merhaba sevgili okuyucularımız! Bir önceki yazımızda doğal güzellikleriyle sizi büyüleyen Sarıidris Kasabası'nı tanıtmıştık. Bu kez ise kasabanın ekonomisi, kültürel zenginlikleri ve halkının geçim kaynaklarına odaklanacağız. Sarıidris, sadece doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda tarımı, el sanatları ve geleneksel yaşam tarzıyla da dikkat çekiyor.
Tarım ve Geleneksel Yaşam:
Sarıidris halkının geçim kaynağı büyük ölçüde tarım ve hayvancılığa dayanıyor. Buğday ve arpa üretimi önemli bir yer tutarken, elma yetiştiriciliği de kasabada büyük önem taşıyor. Dağlarla çevrili araziler, çoğunlukla meyilli ve engebeli olduğu için, buğday ve arpa üretimi genellikle yerel ihtiyacı karşılayacak düzeyde kalıyor.
Geçmişte, tarım oldukça zahmetli bir süreçmiş. Nene ve dedelerimiz, öküzlerle, katırlarla ve eşeklerle tarlaları sürerler, hasat zamanı ise imece usulüyle bir araya gelerek çalışırlardı. Ekinler elle biçilir, kızaklarla harman yerine taşınırdı. Düvenlerle ezilen saplar, yabalarla savrularak deneler ve samanlar ayrılırdı. Ancak günümüzde modern tarım aletleri ve teknolojisi, bu süreçleri oldukça kolaylaştırmış durumda. Biçerdöverler sayesinde ekinler kısa sürede hasat ediliyor ve traktörlerle taşınıyor.
Elmacılık: Kasabanın "Bacasız Fabrikası":
Elmacılık, Sarıidris'te önemli bir geçim kaynağı haline gelmiş durumda. 1964 yılında Osman Çelik'in bahçesine dikilen ilk elma ağacıyla başlayan bu süreç, 1982 yılında sulama kanallarının yapılmasıyla daha da yaygınlaşmış. Golden, stalgin ve bodur elma çeşitleri yetiştiriliyor ve turfanda olarak satılıyor. Kasabaya ait 4 bin tonluk elma deposu, tamamen halkın elmasıyla dolu. Elma budama ve toplama işleri de kasaba halkı için önemli bir gelir kapısı.
Gülcülük:
Son yıllarda giderek daha çok önem verilen gül üretimi, kasaba halkının gelir kaynakları arasında yerini alıyor. Isparta'ya özgü güller, Sarıidris'te de yetiştiriliyor.
Hayvancılık: Yaylalarda Geleneksel Yaşam:
Hayvancılık, Sarıidris halkının önemli geçim kaynaklarından bir diğeri. Koyun, keçi, inek ve besi danacılığı yaygın olarak yapılıyor. Yaz aylarında, kasaba halkı hayvanlarını Akarca, Altıkuyular, Göçeri gibi yaylalara götürüyor. Yaylalarda kurdukları "kelif" adı verilen geleneksel barınaklarda yaşayarak, hayvanlarının sütünden, yününden ve etinden faydalanıyorlar. Kışın ise "kış yatağı" olarak adlandırılan yerlere inerek, nisan sonuna kadar orada kalıyorlar. Besi hayvancılığı da kasabada önemli bir yere sahip ve sütler düzenli olarak Isparta Süt Birliği tarafından toplanıyor.
Halıcılık: Kaybolmaya Yüz Tutan Bir El Sanatı:
Isparta'nın halılarıyla ünlü olduğu bilinir ve Sarıidris'te de halıcılık bir zamanlar çok yaygındı. Her evde bir dokuma tezgahı bulunur ve halılar, genellikle geleneksel motiflerle dokunurdu. Halılar, evlerdeki tahta ve demir tezgahlarda, karpuzlu, üzümlü, armutlu gibi çeşitli desenlerle dokunurdu. Ancak, sanayileşme ve ekonomik nedenlerle halıcılık giderek azalmış durumda.
Balıkçılık: Eğirdir Gölü'nün Bereketinden Yararlanmak:
Eğirdir Gölü'ne kıyısı olan Sarıidris'te, yaklaşık 60 kişi balıkçılıkla geçimini sağlıyor. Çapak ve levrek gibi balıkların azalmasıyla birlikte istakoz, çim sazanı ve eğrez balıkları avlanıyor ve balıkçılık kooperatifi aracılığıyla satılıyor.
Arıcılık:
Arıcılık, çok yaygın olmasa da, bazı aileler için ek gelir kaynağı oluşturuyor. Birçok kişi kendi ihtiyacı olan balı üretmek için arıcılıkla uğraşıyor. Yayla balı olarak bilinen Sarıidris balı, lezzetiyle dikkat çekiyor.
Mantar Üretimi: Yeni Bir Soluk
Sarıidris, son dönemlerde tarım alanında önemli bir atılım yaparak hem istiridye mantarı hem de beyaz kültür mantarı üretimine başlamıştır. Bu yeni girişim, kasaba halkına ek gelir sağlarken, aynı zamanda bölgenin ürün çeşitliliğini de artırmaktadır. Mantar üretimi, hem ekonomik getirisi hem de sağlıklı besin kaynağı olması nedeniyle kasabada ilgi görmektedir. Sarıidris, tarım alanındaki yeniliklere açık olduğunu bu adımla kanıtlamıştır.
Sonuç:
Sarıidris Kasabası, sadece doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda tarımı, hayvancılığı, el sanatları ve geleneksel yaşam tarzıyla da kendine hayran bırakıyor. Bu küçük kasaba, hem doğal hem de kültürel zenginlikleriyle ziyaretçilerini bekliyor.