Kuraklık Tehdidi Altındaki Eğirdir Gölü: Bir Doğal Mirasın Geleceği Belirsizliklerle Dolu

Eğirdir Gölü, Türkiye'nin ikinci büyük tatlı su gölü olup, kuraklık nedeniyle alarm veriyor. Bu blog yazısında, Eğirdir Gölü'nde yaşanan su kaybının nedenleri, sonuçları ve alınması gereken önlemleri detaylıca ele alıyoruz. Göl ekosistemini, tarımı, içme suyu kaynaklarını ve turizmi tehdit eden bu soruna karşı yapılan çalışmalar ve çözüm önerilerini keşfedin.

Kuraklık Tehdidi Altındaki Eğirdir Gölü: Bir Doğal Mirasın Geleceği Belirsizliklerle Dolu
Kuraklık Tehdidi Altındaki Eğirdir Gölü: Bir Doğal Mirasın Geleceği Belirsizliklerle Dolu

Türkiye'nin ikinci büyük tatlı su gölü olan Eğirdir Gölü, son yıllarda artan kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya. Bu durum, sadece gölün ekosistemini değil, aynı zamanda bölgedeki tarım, turizm ve içme suyu kaynaklarını da ciddi şekilde tehdit ediyor. Bu blog yazısında, Eğirdir Gölü'ndeki kuraklık sorununu, nedenlerini, sonuçlarını ve bu soruna karşı alınan ve alınması gereken önlemleri detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.

eğirdir gölü kuraklık

Kuraklık Nedir ve Eğirdir Gölü Havzasını Nasıl Etkiliyor?

Kuraklık genel olarak, bitkilerin büyüme ve gelişmesini doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden biri olup, geniş bölgeleri içerisine alan yağış noksanlığı olarak ifade edilmektedir. Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi ise kuraklığı, "yağışların kaydedilen normal düzeylerin önemli ölçüde altına düşmesi sonucu toprak kaynaklı üretim sistemlerini olumsuz etkileyen ve ciddi hidrolojik dengesizliklere neden olan doğal olgu" olarak tanımlamaktadır.

Eğirdir Gölü Havzası, Akdeniz iklimi ile karasal İç Anadolu iklimi arasında bir geçiş teşkil eden bir iklim tipine sahiptir. Bu nedenle yazları sıcak ve az yağışlı, kışları soğuk ve yağışlıdır. Ancak son yıllarda bu dengenin bozulduğu ve yağış miktarında önemli azalmalar yaşandığı gözlemlenmektedir. Bu durum, Eğirdir Gölü'nü besleyen akarsuların debilerinin düşmesine ve gölün su seviyesinin alarm verici düzeylere gerilemesine neden olmaktadır.

Eğirdir Gölü'nün Temel Özellikleri ve Önemi

Eğirdir Gölü, Göller Yöresi'nde, Isparta ili sınırları içerisinde yer almaktadır. Yaklaşık 468-488 km² yüzölçümüyle Türkiye'nin dördüncü büyük doğal gölü ve Beyşehir Gölü'nden sonraki en büyük ikinci tatlı su gölüdür. Göl, çevresindeki tarım arazilerinin sulanmasında, Isparta'nın içme suyu ihtiyacının karşılanmasında ve önemli bir ekolojik değere sahip olması açısından büyük önem taşımaktadır. Ayrıca göl ve çevresi, turizm ve balıkçılık gibi ekonomik faaliyetler için de önemli bir kaynaktır.

Gölü besleyen başlıca kaynaklar yağışlarla beslenen akarsular ve göl tabanındaki düdenlerdir. Gölün su giderini ise buharlaşma, tarımsal sulama, Isparta'ya verilen içme suyu, düdenler vasıtasıyla kayıplar ve Kovada Kanalı'na verilen su oluşturmaktadır. Buharlaşma, göldeki en büyük su kaybı kalemini oluşturmaktadır.

Eğirdir Gölü'nde Kuraklığın Belirtileri ve Sonuçları

Son yıllarda Eğirdir Gölü'nde su hacminde ve seviyesinde endişe verici azalmalar tespit edilmektedir. 1969 yılındaki maksimum su seviyesi ile 2021 yılı verileri karşılaştırıldığında, gölün 52 yılda 3,56 metre düşüş gösterdiği, yüzey alanının %9 oranında azaldığı ve hacminin ise %38,27 oranında büyük bir azalma yaşadığı görülmektedir.

Bu durumun çeşitli olumsuz sonuçları bulunmaktadır:

  • İçme ve Tarımsal Sulama Suyunda Azalma: Göl seviyesindeki düşüş, gölden alınan içme ve tarımsal sulama sularını olumsuz etkilemektedir.
  • Ekosistem Zararı: Göl derinliğinin azalması ve su sıcaklığının artması, göl ekosistemini olumsuz etkilemekte, balık stoklarının azalmasına ve su altı bitki yoğunluğunun artmasına neden olmaktadır.
  • Su Kalitesinde Bozulma: Taban çamurunun dalgalarla suya karışması sonucu su bulanıklığı artmakta, içme suyu kalitesi düşmekte ve arıtma zorlaşmaktadır. Ayrıca tarımsal ilaçlar, gübreler, evsel ve endüstriyel atık sular gölün su kalitesini olumsuz etkilemektedir.
  • Biyolojik Kirlilik ve Alg Patlamaları: Su seviyesinin düşmesi ve kirlilik, alg patlamalarına ve biyolojik kirliliğe yol açabilmektedir.
  • Gölün İkiye Ayrılma Tehlikesi: Yapılan çalışmalar, mevcut azalış eğilimi devam eder ve gerekli önlemler alınmazsa, Eğirdir Gölü'nün 2028 yılında yaklaşık 913 metreye gerileyerek ikiye ayrılabileceğini göstermektedir.

Kuraklığa Karşı Yönetsel Tepkiler ve Düzenlemeler

Eğirdir Gölü'ndeki kuraklık ve su kıtlığı sorununa karşı Türk kamu yönetiminin çeşitli yönetsel tepkileri ve düzenlemeleri bulunmaktadır. Bu düzenlemeler genel olarak suyun kalitesinin korunmasına odaklanmakla birlikte, son yıllarda suyun miktarının korunmasına yönelik çalışmalar da artmaktadır.

Başlıca yönetsel düzenlemeler ve planlamalar şunlardır:

  • Eğirdir Gölü Yönetim Planı (2008-2012): Gölün akılcı kullanımını sağlamak üzere koruma, kullanım, araştırma, izleme ve denetim gibi etkinlikleri bütüncül bir yaklaşımla tanımlamayı amaçlamıştır.
  • Eğirdir Gölü Özel Hükümleri (2012) ve Revize Özel Hükümleri (2024): Gölün su kalitesinin korunması ve sürdürülebilir kullanımının sağlanması için havzadaki her türlü faaliyeti düzenlemeyi hedeflemektedir. Revize hükümlerde dikkat çeken bir değişiklik, 914,74 metreden sonra su çekilemeyeceği hükmünün kaldırılmasıdır.
  • Antalya Havza Koruma Eylem Planı: Eğirdir Gölü için kısa, orta ve uzun vadede yapılması önerilen faaliyetleri içermektedir.
  • Eğirdir Gölü Doğal Sit Statüsünün Yeniden Belirlenmesi (2020-2021): Göl yüzey alanı "Kesin Korunacak Hassas Alan" olarak ilan edilmiştir.
  • Eğirdir Gölü Sürdürülebilir Yönetim Modeli Geliştirme Projesi: Gölün miktar ve kalite açısından iyi duruma ulaşabilmesi için önlemler ve faaliyetler belirlemiştir.
  • Eğirdir Gölü ve Su Verimliliği Seferberliği Çalıştayı: Gölün mevcut su sorunları ile ilgili eylem planları ve tavsiyeler oluşturulmuştur. Bu çalıştayda özellikle %50 sınırlı sulamaya geçilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Yönetsel Uygulamalar ve Alınan Önlemler

Yönetsel düzenlemelerin yanı sıra, Eğirdir Gölü'ndeki kuraklık sorununa karşı çeşitli idari uygulamalar da hayata geçirilmektedir. Devlet Su İşleri (DSİ) ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bu konuda aktif rol oynamaktadır.

Başlıca uygulamalar şunlardır:

  • Düdenlerin Kapatılması: Göl suyunun boşaldığı Süpürgelik ve Karaburun düdenleri DSİ tarafından kapatılmıştır.
  • Su Aktarım Projeleri: Köprüçay Havzası'ndan Eğirdir Gölü'ne su aktarımı yapılmıştır. Aksu'dan su aktarımı proje yapımı ihalesi 2024 yılında yapılmıştır. 2025 yılında 60 milyon metreküp su taşınması planlanmaktadır.
  • Sulama Sistemlerinin İyileştirilmesi: Tarımsal sulamada kapalı sistem ve damla sulama yöntemlerinin yaygınlaştırılması çalışmaları devam etmektedir. Hacılar Esinyurt, Yukarı Tırtar, Yeşilköy ve Tırtar sulamaları kapalı sisteme dönüştürülmüştür.
  • Atık Su Arıtma Tesisleri: Eğirdir Gölü havzasındaki yerleşim yerlerinde atık su arıtma tesisi projeleri geliştirilmekte ve bazıları hayata geçirilmektedir.
  • Katı Atık Yönetimi: Düzensiz katı atık sahalarının rehabilite edilmesi ve düzenli katı atık depolama tesisleri kurulması çalışmaları sürmektedir.
  • Göl Temizliği Çalışmaları: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda göl yüzeyindeki alglerin ve kıyıdaki ölü sucul bitkilerin temizlenmesine başlanmıştır. Dip çamuru temizliği için fizibilite çalışmaları devam etmektedir. Çayköy Dere ağzındaki rüsubat temizlenmiştir.
  • Su Bütçesi Çalışmaları: Eğirdir Gölü'nün hidrolojik modelinin oluşturulması ve su bütçesi çalışmalarının 2025 yılı içinde tamamlanması hedeflenmektedir.
  • Yeraltı Suyu Denetimi: Ruhsatlı kuyulara sayaç takılarak su çekimi online olarak takip edilmektedir. Ancak ruhsatsız kuyularla ilgili bilgi paylaşımı yapılmamıştır.

Sonuç ve Değerlendirme

Eğirdir Gölü, kuraklık ve su kıtlığı tehdidi altında önemli bir eşikten geçmektedir. Yönetsel düzeyde farkındalık ve çeşitli önlemler alınmaya başlanmış olsa da, uygulamada karşılaşılan zorluklar ve gecikmeler, gölün geleceği için ciddi endişeler yaratmaktadır. Özellikle suyun niceliğini korumaya yönelik daha etkili ve hızlı adımların atılması gerekmektedir.

%50 sınırlı sulamaya geçilmesi, sulama sistemlerinin rehabilitasyonu ve damlama sulama yöntemlerinin yaygınlaştırılması hayati öneme sahiptir. Ayrıca, farklı kamu idareleri arasındaki yetki karmaşasının giderilerek, tatlı su yönetimi konusunda deneyimli DSİ gibi tek bir icrai kuvvette yetkinin toplanması yönetsel açıdan daha faydalı olabilir.

Eğirdir Gölü'nün korunması sadece kamu kurumlarının değil, aynı zamanda bölge halkının ve tüm paydaşların ortak sorumluluğundadır. Su kaynaklarının verimli kullanılması, çevreye duyarlı uygulamaların benimsenmesi ve alınacak kararlara destek olunması, bu eşsiz doğal mirasın gelecek nesillere aktarılması için elzemdir. Aksi takdirde, "kuraklık alarmı" veren Eğirdir Gölü'nün 2028 yılında ikiye ayrılma senaryosu maalesef gerçekleşebilir.